Ayyyy, hiç vaktim yoktu.
Bu aralar hiç halim yok.!
Özle beni blog!
Gibi girizgahlarda bulunmak istemiyorum. Özleyen arar, merak eden mail atar değil mi?
Kendimi şirin, mağdur, cimcik bir kız gibi göstermeden, hoş beş cici bici demeden içimde birikenleri anlatacağım şimdi sizlere.
Hiç bir zaman 4/4' lük biri olmadım. Kimse olamaz zaten. Ne ben, ne sevgili.
Ama bizim hala aşamadığımız, daha doğrusu benim aşamadığım, ona göre pek problem olmayan bazı sorunlarım var.
Şu gece gezmeleri hala devam. Alıştım artık diyelim. Alışmasam da alışmış gibi davranmaya çabalıyorum.
Ama kızdığım şey. Madem gecenin (sabahın) 4'ün de eve geleceksin niye anahtarınla kapıyı açmazsın be adam. O saatte zile basıp basıp uyandırırsın beni?
Ben bu saygısızlığa dayanamıyorum işte. İyi bok yedin çıktın dışarı, polise yakalanmamak için arabanı bir yere park etmek aklına geliyorda o anahtarı taşımak neden aklına gelmiyor acaba?
Ne yani, ev kadınlığı dediğin şey 7 gün 24 saat kapıda beklemek midir? Öf pöf dememek, vıdı vıdı etmemek midir?
Bu basit gibi gelen olayı ben 4-5 gün uzatıp sürdürebilirim. Suratımı asarım falan filan.
Bunun altında yatan sebep ise;
Evlenmeden önceki zamanlarda hep beraber vakit geçirirdik, hafta sonları için planlarımızı yapardık. Tatillerimizi denk getirirdik falan.
Tabiki evlendi diye arkadaşlarınla görüşmemesi gibi bir şey talep etmiyorum. Nasıl ben Ayşe, Fatma vs. ile görüşüyorsam o da görüşecek arkadaşlarınla.
Ama bu bitiyor evlenince.Beraber geçirilen zamanlar Ayşe'nin Ahmet'in düğünü, Ali'nin sünneti, Gonca'nın doğumgünü yemeği gibi paylaşımlar olmaya başlıyor.
Zaten eve ağzı burnu bir tarafta geliyor. O siyaset programı, dünya kupası, avrupa kupası derken cumburlop yatak. Ne konuşursun ne paylaşırsın.
Ha bir de utanmadan şöyle der, ''Bütün hafta beraberiz ya hayatım''.
Daha komiği tatil dönüşü bir gece annelerinde kalacaktık. Ev kalabalık anne, baba, 2 çocuk, sevgilinin kardeşi, karısı, annesi falan. Yazlık ev 2 oda 1 salon..Sığıştık neyse. Ama çocuklardan biri açıkta kaldı. Sevgilinin dediği ''eeee biz bütün hafta tatilde beraber yattık bu gece ben çocukla yatarım'' bir de yüzüme bakarak onay almaya çalışıyor.
Galiba bazı erkeklerin beyninin her iki lobu çalışmıyor.
Böyle durumlarda hani filmlerde yakın plan çekimleri vardır ya...Kamera oyuncuya yaklaşır ve etraftaki duvarlar yada objeler uzaklaşır gibi gözükür. Birden ortada öyle bok gibi kalınır. Ha işte o kamera beni devamlı o planda çekiyor...Böyle boooook gibi kalakalıyorum.
Anladım ki bir kadının saygı-hürmet görmesi için bok gibi para kazanması ve şakşaklı olması gerekiyor.
Ha benim istediğim atla deve değil.
Sadece ayda 1 bilemedin 2 şöyle eski günlerdeki gibi güzel bir yerde yemek yemek, eğlenmek.
Şimdi okur bu yazıyı o yüzden mekan adı vereyim bari...Öyle Bostancı 4'ler kebap değil canım. Ne bileyim beraber gidelim Nevizade' ye, Asmalımescit'e oradan Nupera vs. vs..
Mesela doğum günüm için böyle bir şey yapacaktı. Ama o zamanlar inanılmaz yağmur vardı İstanbul'da... Ben de istemedim o yüzden birkaç gün sonra yaparız dedim. Cuma günü için Ok'ledik.. O gece bu yine erkek erkeğe dışarı çıkmayı tercih etti. Yani benim yerime 2 adamı.
Tatilde telafi ederim sırıtışıyla konuştu durdu.
Evet tatilde iyi eğlendik. Gayet güzel geçti. Ama o günün yerini, bırak o günün yerini benim yerine önceliğini başkaların alması kırıyor açıkçası.
Ben de diyorum her seferinde kendime. Bundan sonra önceliklerimi ben de değiştireceğim. Ama ben öyle yapamıyorum ki.. Onun yerine surat asıp kendimi sinir ediyorum.
Senelerce yüzümde geçmeyen egzemaların bir diğer mimarıdır sevgili..
Kendimi eleştirirsem eğer...Bir sürü şey çıkar tabii.
Mesela sabahları bildiğin domuzumdur.Karnıma 2 lokma girene kadar vıdı vıdı konuşurum. Evde hata ararım. Sevgilinin damarına basa basa bir hal olurum.Genelde sesini çıkarmaz. Anlayış gösterir. E göstersin...Yediği boklara saysın( sinirliyim ya hala, yaranılmaz bana)
Evi beyaz yaptığımızdan beri Criminal dedektifi kesildim başına. O kıyafetle oraya oturma, gazete okuyunca elini yıka, halıya bir şey dökme, sandalyeyi yerine koy, o kapının niye kolu var tutumak için o zaman yapışma kapının tahtasına vs vs...
Bırak değil mi? Dağıtsın arkasından topla...Ama yok obsesif olmaya başladım. Leke olmayacak, iz olamayacak, her şey yerinde duracak.
Aslında yazacak daha çok şey var....Bir kısım parmaklarımı rahatlatmıştım oldum bu yazıyı yazarak...
Bir dahaki krize kadar bekleyin beni..

